13 Eylül 2010 Pazartesi

Yeni Blog

Bu blogu silmedim ancak yepisyeni bir blogum oldu. Burayi bildiginize gore, diger blogdan da yakin zamanda haberiniz olacaktir. Az biraz duzenleyeyim, gorursunuz onu da hadi bakalim.

16 Temmuz 2010 Cuma

Kısaltmalar..





















Şekil 2.1: Bu yazının özeti.


Yeniden hoşgeldim.

Az önce fark ettim, bundan önceki yazım çok uzun olmuş. Eski yazdıklarıma şöyle bir bakayım dedim, kendim bile okumaya üşendim son 2 yazımı. Bundan sonra daha kısa tutmaya çalışacağım. Sonuçta sürükleyici bir konu da olmayınca içinde, insan bayıyor tabii.

Yalnız bu ara pek yokum zaten. Kuzenim Playstation'ı bana bıraktı sağolsun, onunlayım devamlı. God of War oynuyorum bol bol. Sonraaa demo oyunlar indirip onları kurcalıyorum falan. Sonuçta tatil günlerini böyle boş boş geçirmek yapılması gereken bir şey.

Önceki yazımda planlarım vardı. Onları da okumadım şu an ama hiçbirini yapmadım şimdiye kadar sanıyorum. Zaten yaz sonuna kadar demiştim, daha vaktim var.

Neyse gençler, bunu da böyle fazla kısa yapacağım. Çok bir olayım yok bu ara çünkü. PS, PC, TV ve bilimum kısaltması olan şeyleri oynuyorum, izliyorum, takılıyorum. Denize gidemiyorum ama, o koyuyor işte :/

Daha fazla üzülmeden gideyim artık. Efendim? Yok yok, gözüme toz kaçtı :/

6 Temmuz 2010 Salı

Tatil ve Planlar
















Bu yaz denize giremeyecek insanlar için geliyor: Şekil 1.1

Selam gençlik. Yakın zamanda uğrayacağım demiştim, uğradım. Önceki yazımı şu anda kimse okumamış bile olabilir ama ikinci yazı geldi hemen. Neyse, uzatmayacağım bu sefer giriş bölümünü. Uzattıkça beter oluyor çünkü. Giriyorum direkt konuya.

Öncelikle neden az yazdığımı buldum az önce. Böyle mutluyken, işlerim çok kötü değilken yazmak gelmiyor içimden. Canım sıkıldığında yazıyormuşum ben bu yazıları. Hatta önceki blogumdaki -blogcu'da olan- yazıların daha güzel olması bu yüzden bence. O zamanlar biraz daha sapıtıktım, saçma nedenlerim vardı üzülmek için -hatta bazen nedenim bile yoktu-. Sıkıldıkça da gidip, yazıp kendimi düzeltiyordum. Şimdi ise öylesine, yazmak istediğim için yazıyorum. Hal böyleyken o eski tadı yakalayamıyorum. Melankolik olmam lazım yeniden.

Tatilde yaptıklarımı yazacaktım. Hatta sonuna doğru planlarımı da eklemeyi düşünüyorum. Hangilerini gerçekleştirebildiğimi yaz sonu görmüş olurum hem. Sonra da bitiririm, yeter. Uzun yazasım yok pek.

Tatil başlayalı genel bir boş oturma eğilimindeyim tabii ki. Yapacak çok fazla bir şey yok malesef. Geçen yaz ilk kitabını alıp da başladığım Stephen King'in Kara Kule serisinin ikinci kitabını okumak bu tatile kısmetmiş. Aldım ama daha çok okuyamadım malesef. Televizyon ve bilgisayara daha bir takık haldeyim. Bilgisayara devamlı bir oyun indirme, 2 gün oynayıp silme hareketlerimi hiç hoş karşılamıyorum. Fazla sıkılgan oldum yine.

Dışarıda gezmem de az olmadı değil aslında. Daha bugün çıktım, gezdim. Sonraa annemle çıktım falan. Gezdim de sayılır ama çok abartmadım. Öyle turlama modu. Zaten deniz tatilim de olmayacak gibi, bari İstanbul'u dolaşayım değil mi? Belçika dönüşü fotoğraf makinemi de alıp çıkar gezerim bol bol diye umuyorum. Planlarım arasına yazayım bunu da.

Sakalım yok lan ayrıca şu an. Dün kestim! Bu önemli bilgiyi buraya da yazayım ki 40 yıl sonra buraya baktığımda "Bak oğlum, ben en son sakalımı 4 Temmuz 2010'da kesmişim" diyebileyim. Çocuk da merak eder sonuçta. Paso çıkartmam gerekiyordu, okul kartımı değiştirmem gerekiyordu ve bunlar için sakalsız bir fotoğrafım olması gerekiyordu malesef. Ben de gözümü kararttım kestim. Kökü bende, çıkar tekrar. İnşallah yani.

Neyse çok bile oldu bu. Birebir yaptıklarımı yazmadım, genel bir bakış oldu bu yazıda da ama idare edelim. Daha detaylı şeyler yazarım umarım ileride. Tatil günlüğüm olur burası belki.

Şimdi de planlarıma geçeyim. Eksik olacaktır mutlaka, ancak eklerim sonra. Olmadı bi sonraki yazıya eklerim, bakalım. Hemen sıralayayım:

1. İlk işim, şu tatil bitmeden bir ps3 almak. Yani şu an elde yok ama lsiteye yazmak istedim. 800 TL param olduğu an gidip alacağım. Hatta yanına Guitar Hero da alsam var ya, ölürüm lan.
2. Tenise başlayacağım. Belçika dönüşü raket ve topları alıyorum. Oynayacak arkadaşlar da hazır. Okulda sıkıldıkça oynar, eğlenirim.
3. Gitmeden önce fotoğraf makinemi temizleteceğim, 1-2 filtre ve parasoley alacağım. Bu önemli. Unutmamak için yazdım aslında buraya.
4. Kara Kule serisinin 2. kitabı çabucak bitirip 3. kitabı okuyacağım. Araya çizgi romanını da katarım ama o kısa zaten.
5. Bisiklet kullanmayı mı öğrensem lan? Şu an aklıma geldi. Bugün Decathlon'u gezerken heves ettim. Kullanacak yer yok ama öğreneyim, bilgim olsun. -Bisiklet kullanamadığımı bilmeyenler burada gülmemeli! Siz de uçak kullanmasını bilmiyorsunuzdur! *Sağolasın Flight Simulator*-
6. Dönüşte İstanbul'u gezip, bol bol fotoğraf çekeyim. Yukarıda aklıma geldi o da zaten.

Daha vardı da aklıma gelmedi şu an ya. Dur bakalım, tekrar geldiğinizde listeye bir kez daha bakarsınız. Eğer aklıma bir şeyler gelmişse eklerim buraya.

Bitiriyorum. Güzel yazı oldu bence. Geyik falan yok, artık geyik yazmak da yok zaten. Yani arada bazı şeyler var ama toptan bir geyik söz konusu değil. Okuyunca niye okuduğunuzu bilmeyeceksiniz yine malesef. Artık okuduğunuz için geri dönüşü yok. Bir dahakini okumazsınız ödeşiriz canlar. -okumak kelimesinin binlerce kez kullanımı-

Haydin..

Bu arada yazımı bitirmeden aklıma geldi. Ben, neredeyse her yazıma bir resim koyardım eskiden. Bu blogda hiç koymamışım. Açılışı bununla yapmak istiyorum. Güzel bir şey bulurum umarım. Neyse kapat hadi.

4 Temmuz 2010 Pazar

İbretlik Yazı

Selamlar efendim. Nasılsınız? İyi gördüm sizleri. 2 hafta yoktum evet ama geldim. Birazdan anlatırım neden olmadığımı da burada. Hatta başlyayım ben o zaman. Soruları en sonda alıyorum yalnız, biraz bekleteceğim. Ayrıca burada soruları ben sorarım! Olmamış olabilir ama bunu kullanmak istemiştim hep. Yeter bu kadar geyik dediğinizi duyar gibiyim. Peki madem, bitirelim bu bölümü.

2 hafta içinde bir çok kez buraya gelmeyi planladım aslında. İlk başlarda aşırı yorgunluktan, uykusuzluktan erteledim yazmayı. Daha sonra üşendim, zaman ayıramadım derken sonunda boş bir an bulabildim. Yine çok istekli değilim yazmaya ama ara çok açıldı. Gitgide yazmam gereken şeyler uzuyor. Fazla uzatmayayım dedim.

2 tane giriş bölümümüz olmuş gibi oldu burada da ama idare edin. Yakın zamandan geriye doğru gideceğim. İlk zamanlar neler yapıyordu hatırlamıyorum çünkü. Onları da yazmam olur biter dedim. Maksat yazmak zaten.

Öncelikle okulum bitti sonunda. Koca bir yılı daha bitirdik iyisiyle kötüsüyle. Ama şöyle bir bakınca kötü değil yani. Genellikle iyi şeyler var aklımda. Seneye için de güzel şeyler olacak gibi. Gidiyoruz işte bir şekilde.

Okulun son günü çok iyiydi. Pazartesi günü sınavların sonunda Taksim'e gittik. Tüm senenin acısını çıkardık sanırım. Hala aklıma geldikçe gülüyorum yaptıklarımıza :) En azından hatırladığım kısımlara yani :P

Şu ana kadar okumuş olduğunuz bölümü ben 4 gün önce yazdım. Devam ederim diye bekledim ama ancak işte ne yapalım. Çok meşgul adam olunca insan, yazacak zaman bulamıyor. Ayrıca şimdiye kadar yazdığım paragraflar da maşallah oku oku bitmez. 3-5 cümleden paragraf oluşturuyorum. Çok cins duracak gibi.

Neyse, yazacağım birçok şey de aklımdan uçup gitti bu 4 günde. Tatilde yaptıklarımı anlatıp bitireyim bu yazıyı. Daha sonra düzenli şekilde yazarım diye umuyorum. Hatta onları da diğer yazıya saklayabilirim. Bu yazı, hayatımın en kötü yazılarından biri oldu çünkü. Bunu bitirip bugün ya da yarın tekrar bir şeyler çizittiririm.

Haydi bakalım. İbret olsun diye yolluyorum bu yazıyı. Bir daha böyle yazmamak dileği ile. Esen kalabilirsen kal.

15 Haziran 2010 Salı

Duygusal Yazsaymışım..

Selamlar.

Bu sefer arayı bayağı bir uzun tuttum sanırım ama hiç yazmamayı bile planlıyordum aslında. Ancak az önce Gülşah, eski blogumdan bazı yazılarımı gösterince anladımki yazmak çok güzelmiş. "Kimse okumuyor, kendi kendime yazıyorum" düşüncesinden de sıyrılmış oldum ayrıca. Ben bunları kendim için yazıyormuşum ki zaten. Böyle yıllar sonra tekrar okuduğumda bugünlerim canlansın; yaptıklarımı, değiştirdiklerimi göreyim yeterli bana.

Oha lan! Şu an eski arkadaşlarımın falan ismini gördüm, daha bir tuhaf oldum. Sernar diye birisi vardı eskiden. Artık ne yapar, ne eder hiç bilmiyorum ama adını görünce bir değişik oldu. Sakin grubunu ilk o tanıştırmış bana. Enteresan.

Tamamdır, artık yazıyorum buraya. Seneye dönüp bu yazıya baktığımda da bugünlerimi hatırlamak için. Yorum falan da ister yazın ister yazmayın lan! En sonunda dedirttiniz bunu da.. Yürü git! Hala duruyo ya..

Başlıyoruz gençler..

20 Mayıs 2010 Perşembe

Tekrar Mı Başlıyoruz? Yeter Lan!

1652. Blog Başlangıç Yazısı Şenliğime hoşgeldiniz.

Önceden bakmayanlar bilmezler ki bu benim 956. blogum. Daha doğrusu aynı adres üzerindeydim çoğunlukla, ancak canım sıkıldıkça sildim ve yeniden başladım. Tekrardan başlangıç günüymüş bugün. Bakalım bu blog ne kadar sürecek, çok merak ediyorum ben de.

Yine daha önce gelmemiş kişiler için belirteyim; burada genel bir tema yok. Yani dur ben şu şu konularda yazayım hep demiyorum. O an aklımdan ne geçiyorsa onları yazıyorum. Genelde kimsenin ilgisini çekmediği için de kimse okumuyor. Okuyan olursa da yorum yazmıyor zaten. Yazımın altında bir puan sistemi var, üşenmeyen oradan seçiyor puanını gidiyor sağolsun.

Şayet eski okurlarımdan biriyseniz, üzülerek söylüyorum, yine boş yazılar göreceksiniz karşınızda. Konu bulamıyorum olm napayım?! Elimde olsa birçok şey yazarım da kim uğraşacak. Saçma sapan konuşmak varken ciddiyet niye olsun? "Why so serious" arkadaşım?!

Sapıtmadan gideyim ben. Sanırım en uzun giriş yazımı yazdım bugüne kadarki. Daha da uzatmayalım. Umarım bu blog kalıcı ve güzel olur. Esen kal okuyucu, yine gel. Ne olursan ol gel lan, okuyucum yok senden başka :(